Görmek, bir
kum tanesinde dünyayı
Ve cenneti
yabani bir çiçekte
Tutmak
avucunuzda sınırsızlığı
Ve
sonsuzluğu bir saatin içerisinde.
William Blake
![]() |
| Ganeşa |
"Esasen mit, bireyleri ve toplumları birbirine bağlayan kültürel bir yapı, dünyanın ortak bir anlayışıdır. Bu anlayış dinsel veya laik olabilir. Yeniden doğmak, cennet ve cehennem, melekler ve iblisler, kader ve hür irade, günah, Şeytan ve günahlardan arınma dini mitlerdir. Egemenlik, ulus devlet, insan hakları, hayvan hakları, eşcinsel hakları laik mitlerdir. Dinsel olsun laik olsun bütün mitler bir grup insana son derece anlamlı gelir, Herkese değil. Belli bir noktadan sonra herkese mantıklı gelemez. Sonuç olarak bunları ya kabul ederseniz ya da etmezsiniz... Mit ile mitoloji insanların kültürel ihtiyaçlarına cevap veremeyecek duruma gelince insanlar mit ve mitolojiyi bırakır. Osiris tarafından yönetilen bir öteki dünyaya inandıkları sürece Mısırlılar piramitleri inşa etmişlerdi. Ölüleri taşıyan kayıkçı Kharon'a inandıkları sürece Yunanlılar ölülerin ağzına bakır para yerleştirmişlerdi. Artık kimse Osiris ve Kharon'a inanmıyor. Artık piramitler de kalmadı, ölülerin ağızlarında para da. Onun yerine yeni inanç sistemleri tarafından peydahlanan yeni cenaze merasimleri, her biri acı veren bu kaçınılmaz durum ve ölümün giziyle başa çıkmaları konusunda insanlara yardımcı olan yeni mitlere dayanan yeni mitolojiler var.
Mantıklı olana bu kadar değer vermemize karşın hayatın aslında mantık dışı olanla yönetiliyor olması büyük bir ironidir. Aşk mantıklı değildir. Hüzün mantıklı değildir. Nefret, hırs, hiddet ve tamah mantıksızdır. Hatta ahlak kuralları, ahlak ve estetik de mantıklı değildir. Son derece öznel olan değerler ve standartlara bağlıdırlar. Bir grup insan için doğru, kutsal ve güzel olan, diğer bir grup insan için doğru, kutsal ve güzel olmak zorunda değildir. Her fikir ve her karar egemen bir mite dayanır Hatta kusursuzluk bile bir mittir. Yeryüzünde kusursuz bir dünya, kusursuz bir insan veya kusursuz bir aile olduğu ile ilgili elimizde bir kanıt yok.Kusursuzluk, ister Rama Rajya, ister Camelot'ta olsun, sadece mitolojide vardır. Gene de herkes bu kusursuzluk için yanıp tutuşur. Bu yanıp tutuşma sanata ilham verir, imparatorluklar kurar, devrimleri ateşler, liderleri harekete geçirir. Mitin gücü böyledir."
Narada adında ünlü bir çilekeş, sayısız mahrumiyetlerinden ötürü Vishnu'nun lütfuna eriştikten sonra, Tanrı ona gözükmüş ve ona hangi arzusu olursa gerçekleşeceğini söylemiştir. Narada ona "mayanın büyüsel gücünü bana göster" demiştir. Vishnu kabul etmiş ve kendisini izlemesini işaret etmiştir. Az bir zaman sonra, ıssız ve sıcak bir yolda kendisini bulan ve susamış olan Vishnu ondan, bir kaç yüz metre ötede bulunan köye giderek kendine su getirmesini istemiştir. Narada hemen koşmuş, rastladığı ilk evin kapısını çalmışır. Ona kapıyı çok güzel bir kız açmış; çilekeş ona uzun uzun bakmış ve buraya neden geldiğini unutmuştur. Eve girmiş, kızın ebeveyni onu bir azize gösterilecek saygıyla karşılamıştır. Zaman geçmektedir. Narada sonunda kızla evlenmiş ve evliliğin zevkleri ile köylü hayatının güçlüklerini tatmıştır. Oniki yıl geçmiştir: Narada'nın artık üç çocuğu vardır ve kayınbabasının ölümünden sonra çiftliğin sahibi olmuştur. Fakat onikinci yılın sonunda tufan gibi yağmurlar bölgede taşkın ve sellere yol açmıştır. Sürüler bir gecede boğulmuş, ev çökmüştür. Bir eliyle karısını, diğer eliyle iki çocuğunu tutan, en küçük çocuğunu da sırtında taşıyan Narada, suların arasında güçlükle bir yol bulmuştur. Fakat yükü çok ağırdır. En küçük çocuk kayarak suya düşmüş, Narada diğer iki çocuğu bırakarak onu bulmaya çabalamıştır; ama artık çok geçtir, seller onu uzağa götürmüştür. O en küçüğünü ararken sular diğer iki çocuğu da yutmuş ve kısa bir süre sonra aynı şey karısının da başına gelmiştir. Narada da düşmüş, bilincini kaybetmiş, sel onu tıpkı bir tahta parçası gibi sürüklemiştir.Bir kayanın üzerine fırlatılmış olarak kendine geldiğinde, başına gelen feleketleri hatırlayarak hıçkırıklara boğulmuştur. Fakat birden tanıdık bir ses duymuştur: "çocuğum bana getireceğin su nerede? Seni yarım saatten fazladır bekliyorum!" Narada başını çevirmiş ve bakmıştır: Herşeyi tahrip eden sellerin yerinde, güneş altında parlayan ıssız tarlalar görmektedir. Tanrı ona "şimdi Maya'mın sırrını anladın mı?" diye sormuştur.
Narada tabii ki her şeyi anladığını iddia edemezdi, ama esas bir şeyi anlamıştı: Vishnu'nun kozmik Maya'sının Zaman boyunca açığa çıktığını artık biliyordu.